Haber Detayı

Muammer Aksoy ve ekonomi
Melih baş aydinlik.com.tr
02/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Muammer Aksoy ve ekonomi

Muammer Aksoy ve ekonomi

Saygın ve sevgideğer hocamız Prof.

Dr.

Muammer Aksoy bundan 36 yıl önce 31.1.1990 günü öldürülmüştü.

Öldürüldüğü gün Hürriyet Gazetesi’nde söyleşi yaptığı Emin Çölaşan’a şöyle demiş: “Bu sabah pek keyifsiz kalktım.

Dün geceyi de hiç iyi geçirmedim.

Midem epeyce bulandı.

Ben daha önce kalp krizi geçirmiştim.

Bizim hanımın söylediğine göre mide bulantısı kalp krizi belirtisi olabilirmiş. 73 yaşındayım, kalp artık teklemeye başladı…”.

Sanki öldürüleceği malum olmuş sevgideğer hocamıza!

Hocamız Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nca düzenlenen 31.

Adalet Haftası bağlamında önce mezarı başında anıldı.

Ardından Ankara Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde TİHAK Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Aslan’ın anma konuşmasıyla anıldı.

Cumhuriyet Kitapları M.

Aksoy hocamıza bir vefa örneği göstererek, Mahmut Aslan tarafından yazılmış olan bir inceleme kitabını 2023’de yayımlamıştı: “Hak ve Hukukun Yılmaz Savaşçısı Muammer Aksoy” Aslında hocamız bir hukuk uzmanıydı ama ekonomi-politik yaşamın tüm alanlarına bütünsel bakabilen bir aydındı.

Cefa ve sefa ikileminde sürüklenip giden toplumumuzda vefayı elden bırakmayıp onu ekonomi-politikle ilişkili bağlamda ele alalım istedik.

MUAMMER HOCA’YI TANIYALIM MI?

Hocamız 1917’de doğmuş; Ankara Üniversitesinde hukuk okuduktan sonra Zürih’te doktora çalışması yapmış.

Gurbette kalmayan hocamız ülkesine hizmet için döner ve ülkemizdeki akademik yaşamına başlar.

Aksoy bir ara üniversiteden ayrılır ve CHP’de siyasete girer ama sonra yine üniversiteye döner.

Aksoy’un 1960 Anayasası’nın yapımında etkin bir rol aldığı bilinen bir gerçektir.

Kurumsal ilişkileri bağlamında Türk Hukuk Kurumu ve Ankara Barosu Başkanlıkları da yapan hocamız ne yazık ki, 12 Mart döneminde tutuklanır.

Yargılanma sürecinin sonunda aklanan hocamız 1989 sonlarında kuruluşu tamamlanan Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucu genel başkanlığını yaparken ertesi yılın başında öldürülür.

Hocamızın ölümü ile ilgili karanlık noktalar mevcuttur.

Laiklik konusundaki tutumları nedeniyle dinci odaklar tarafından mı öldürülmüştür?

Ankara 11.

Ağır Ceza Mahkemesi, bu öldürümün de için de olduğu aydın öldürümlerine ilişkin olarak yasa dışı “Tevhid Selam Kudüs Ordusu” örgütünü kurmak ve yönetmek suçundan çeşitli mahkûmiyetler vermiş, cezalar Yargıtay tarafından onanmıştır.

Kararda, “Tevhid Selam Kudüs Ordusu Örgütü’nün 1988-1999 yılları arasında Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı’nın öldürülmesi olaylarının da aralarında bulunduğu 18 ayrı saldırıyı gerçekleştirdiklerinin anlaşıldığı” ifade edildi.

Tutuklanan Ferhan Özmen Aksoy’u öldürdüğünü itiraf etmişti.

Cinayet silahı Sincan’da bir cephanelikte bulunmuştu.

Yoksa Kontrgerilla (Gladio) tarafından mı öldürülmüştü?

Belki de birinci odaklar tetikçi olarak kullanılarak Gladio tarafından öldürülmüştür.

Örneğin, aşağıda verilen ve onunla yapılmış bir söyleşinin görsel kaydını da içeren videoyu izleyince M.

Aksoy’a kimlerin kızacağı da net biçimde ortaya çıkıyor. (https://www.youtube.com/watch?v=CWyJrvMQeKM) Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından, Aksoy’un katledildiği 31 Ocak’ta “Prof.

Dr.

Muammer Aksoy’u Anma ve Yılın Atatürkçüsü Ödülleri” töreni düzenlenmektedir.

Bu yıl (2026’da) ödüller 2025 yılı özelinde kültür sanat alanında Sabahat Akkiraz’a, eğitim ve bilim alanında Dr.

Naim Babüroğlu’na, edebiyat alanında Ayşe Kulin’e, basın dalında Mustafa Balbay’a verilirken,  Atatürkçü Düşünceye Katkı, Ekonomi ve Sanayi Onur Ödülü’nün sahibi ise Ahmet Güre oldu.

Okurlarımız Ahmet Güre’yi tanımıyor olabilir.

Ahmet Güre bir elektrik mühendisi olup, 45 yıllık bir şirket olan Eltaş Transformatör’ün Yönetim Kurulu Başkanı’dır.

Eltaş Transformatör, Ege İhracatçı Birlikleri tarafından düzenlenen “İhracatın Yıldızları Ödülleri” kapsamında 2025 yılında elektrik/elektronik sektöründe faaliyet gösteren şirketler arasında, imalatçı bazında “En Fazla İhracat Gerçekleştiren Firma” kategorisinde birincilik ödülüne layık görülmüş.

MUAMMER HOCA’NIN PETROL VE MADEN DAVASI Konuya Muammer Hoca ile ilgili bir anı ile başlayalım.

Muammer Aksoy Zürih’te doktora çalışmasını yaparken, ilerde Enerji Bakanı olacak İhsan Topaloğlu ile tanışır ve dost olurlar.

Gel zaman git zaman, 1960’ların başında yabancı petrol şirketleriyle anlaşmazlıklar olduğunda Topaloğlu’nun hukuk desteği istem ve yönlendirmesi ile Aksoy, kendisini petrol ve giderek madenlerin sömürülmesi konularının içinde bulur.

Hoca her işte olduğu gibi bu işi de ciddiye alır ve bu konuda makaleler ve kitaplar çıkarır.

Türk Petrol Kanunu 1980’li yılların sonunda gündeme gelir Muammer hocamızın yasa hakkında çok sert eleştiriler yapar.

Acaba bu da Gladio (Süper-Nato) tarafından öldürülmesi için bir nedenlerden biri olmuş olabilir mi?

Bu konu günümüz açısından da çok önemlidir.

AKP’nin genel enerji politikası ve Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar’ın izlediği icraat çizgisi bu konuda ulusal çıkarlarımız açısından doğru olmayan bir çizgidir.

Petrol ÇÜŞ’leriyle (Çok Ülkeli Şirketleriyle) işbirliği ülkemize hayır getirmez, kendi kamusal olanaklarımızla bu işleri yapmalıyız.

Petrol tekelleri Yunan mitolojisinden esinlenmeyle oluşturulan eski adıyla Yedi Kızkardeş (Seven Sisters) daha sonra birleşmelerle önce beşe sonra dörde düştüler.

Bunlardan beşi 1928’de eski Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaki petrolü aralarında bölüşmek için Kırmızı Çizgi Sözleşmesi imzalamışlardı.

Bu şirketleri anımsamak için yazımızdaki dipnota bakabilirsiniz.

Meraklısı “Yedi Kardeşin Sırrı” adlı belgesel filmi de izleyebilirler.

Bu petrol ÇÜŞ’leri gerek Dünya’da gerek ülkemizde karşı-devrimci, emperyalist işbirlikçisi, gerici, anti-laik dinbaz akımları desteklediği konusunda ciddi bulgulara dayalı bilimsel çalışmalar mevcuttur.

Bunlar şimdi diğer enerji türlerine de girerek “multi-enerji şirketleri”ni oluşturdular.

Konuyu daha sonra ayrıntılı ele alırız.

Şimdi Türkiye bunlardan ABD’li Chevron ile işbirliği görüşmelerine başladı ne yazık ki!

Kamucu kanat cephesi gerekli eleştirileri ve karşı koymayı hayata geçirirken Muammer hocanın çalışmalarından yararlanacaktır sanırım.

Küçük bir alıntı yapalım: “Petrol, gerek iktisadi hayat, gerek milli güvenlik bakımından, en önemli stratejik maddedir. …1954’te çıkarılan Petrol Kanunu, yabancı şirketlere kapılarımızı ardına kadar açmıştır.

Yabancı şirketlerin yeraltı servetlerimizi işletmesini kabul etmek, iktisadi bağımsızlık parolamızla bağdaşmaz.

Bu memleket, Atatürk’ün direktifi ile madencilik ve ulaştırma başta olmak üzere, en önemli iktisadi alanlarını yabancı şirketlerin sultasından kurtarabilmek için büyük çabalar sarf etmiş, yıllarca savaşmıştır.

Petrol gibi, her alandan önce millileştirilmesi gereken bir alanı yabancı şirketlerin eline terk etmek, tarihi ölçüde büyük bir gaflettir.”         EKONOMİK BAĞIMSIZLIK VE MUAMMER HOCA Hoca’nın Yavuz Abadan’a  Armağan’da (Ankara Üniversitesi SBF Yayını) “Atatürk’ün Işığında Tam Bağımsızlık İlkesi” adlı makalesi ve devamı niteliğinde olan “Atatürk ve Tam Bağımsızlık” adlı çalışmadan -ki daha sonra kitap olmuş (Gündoğan Yayınları, 1990) - ve kimi diğer çalışmalarından anlıyoruz ki hoca M.

Kemal Atatürk’ün tam bağımsızlık yaklaşımı konusunu özel olarak incelemiş.

Andığımız kitap çalışmasında Muammer Hoca, M.

Kemal Atatürk’ün çeşitli zaman ve yerlerdeki ifadelerinden yararlanarak bağımsızlığa bütünsel yaklaşımını ele almıştır.

Alt yapıda da (eşdeyişle ekonomik olarak) bağımsız olunmadıkça üst yapıda (eğitim, hukuk vd. alanlarda) bağımsızlığın yeterli olup olmayacağı işlenmiş ve olamayacağı sonucuna varılmış.

Hoca, tam bağımsızlığa giden yoldaki en önemli tuzaklardan birinin kültür emperyalizmi ve bunun getirdiği bağımsız düşünme yeteneğinin yitirilmesi olduğunu vurgular.

SONSÖZ Hiç dikkatinizi çekti mi?

İstiklal Harbi, günümüz Türkçesine “Bağımsızlık Savaşı” olarak çevrileceğine “Kurtuluş Savaşı” olarak çevrilmiş.

Oysaki kurtuluş sözcüğü halas ve felah sözcüklerinin karşılığıdır.

Acaba NATOTÜRKÇÜLÜĞÜN zihin göçü ya da akıl tutulması projesi olmasın bu iş?

Bitişi hocamızın Laikliğe Çağrı metninden birkaç alıntı ile bitirelim: “Laiklik Devrimi, Atatürk’ün Türk toplumuna yaptığı hizmetlerin -tam bağımsızlık yanında- en büyüğü, hem devlet ve hukuk alanındaki devrimlerinin, hem de sosyal ve kültürel alandaki devrimlerin gerçek çekirdeğidir. ‘Tam Bağımsızlık’ dışında hiçbir Atatürk ilkesi ya da adımı laiklik ilkesi kadar çok yönlü değildir ve yine -tam bağımsızlık ilkesi dışında- hiçbir konuda Atatürk, laiklik ilkesinde olduğu kadar titiz davranmamış, bıkmadan usanmadan aynı konuyu işlememiştir”….“Büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede, laiklik ilkesi yok edildiği, hatta sadece önemli ölçüde zedelendiği zaman, ne halk egemenliği ve demokrasi ne de insan hakları ve hukuk devleti ayakta kalabilir.”…“Uygarlıktan yana olanlar da gerilikten yana olanlar kadar yürekli ve özverili olmadıkça, Türkiye’nin aydın ufuklara doğru gidişi sürdürülemez, hatta ortaçağ karanlığına gömülmesi önlenemez.” Işıklar içinde yatın bağımsızlıkçı sevgideğer Hocamız.

Dipnot: Anglo-Persian Oil Company (1908-1954 ; Birleşik Krallık): İngiliz-İran Petrol Şirketi olarak ismi değişmiştir.

En son aşamada ismi British Petroleum (BP) olarak kalmıştır. / Gulf Oil (1901-1985; ABD): 1984’te SoCal tarafından satın alınıp Chevron’u oluşturdu. / Royal Dutch Shell (Hollanda- Birleşik Krallık) / Standard Oil of California (SoCal) (ABD): 1984’te Gulf Oil ile birleşerek Chevron’u oluşturdu. / Standard Oil of New Jersey (Esso) (ABD): Sonraki adıyla Exxon, 1999’da Mobil ile birleşerek ExxonMobil’i oluşturdu. / Standard Oil Co. of New York (Socony) (ABD): Sonraki adıyla Mobil. 1999’da Exxon ile birleşerek ExxonMobil’i oluşturdu. / Texaco (1901-2000; ABD): 2001’de Chevron tarafından satın alındı.

İlgili Sitenin Haberleri