Haber Detayı

The Eternaut üzerine: Ölümcül beyazlık
Kültür sanat aydinlik.com.tr
23/02/2026 00:00 (1 saat önce)

The Eternaut üzerine: Ölümcül beyazlık

Dizinin en büyük başarısı, Buenos Aires’i devasa bir mezarlığa dönüştüren o ölümcül kar yağışını işleme biçimi. Yaz sıcağının ortasında gelen bu sessiz kıyamet, alışık olduğumuz gürültülü uzaylı istilalarından çok daha tekinsiz bir hava yaratıyor.

Görsel kalite olarak Netflix’in yapay zekâ destekli görsel efekt teknolojilerini bu yapımda yoğun kullandığı biliniyor.

Bu durum, özellikle boş sokaklar ve terk edilmiş şehir manzaralarında etkileyici bir gerçekçilik sağlamış.

Gerilim dozu olarak kar tanesine dokunmanın ölüm demek olduğu bir dünyada, dışarı çıkma zorunluluğunun yarattığı klostrofobik gerilim dizi boyunca diri tutuluyor.

Ricardo Darín’in Juan Salvo rolündeki performansı, diziyi “sıradan bir aksiyon” olmaktan kurtarıp bir drama dönüştürüyor.

Juan Salvo karakterinin bir “süper kahraman” değil, sadece ailesini korumaya çalışan eski bir asker (dizide Malvinas Savaşı gazisi olarak güncellenmiş) olması, izleyiciyle kurulan bağı güçlendiriyor.

Kolektif mücadele olarak düşünüldüğünde dizinin mottosu olan “Kimse tek başına kurtulamaz” (Nadie se salva solo), karakterler arasındaki dayanışmayı hikâyenin merkezine koyuyor.

Orijinal çizgi roman, Arjantin’deki askeri diktatörlük dönemlerine bir eleştiri olarak okunurdu.

Dizi bu mirası devralarak modern dünyaya uyarlıyor: İstila ve otorite açısından uzaylı istilası, sadece dışarıdan gelen bir tehdit değil; belirsizlik, korku ve bu korkuyla yönetilen toplumların bir alegorisi olarak sunuluyor.

Modern güncellemeye baktığımızda Hikâyenin günümüz Buenos Aires’ine taşınması, teknolojik izolasyon (telefonların ve elektriğin kesilmesi) üzerinden modern insanın çaresizliğini başarıyla yansıtıyor.

Dizi kusursuz değil; özellikle türün meraklıları için bazı dezavantajlar barındırıyor: Tempo sorunu ilk mesele… İlk üç bölüm oldukça ağır ilerliyor.

Karakterlerin ev içindeki diyalogları ve belirsizlikle geçen uzun sahneler, “yüksek tempo” bekleyen izleyiciyi yorabilir.

Finaldeki belirsizlik ilk sezonun 6 bölümle sınırlı olması ve hikâyenin çok ucu açık bir noktada (yarım kalmış hissiyle) bitmesi, bazı izleyicilerde hayal kırıklığı yarattı.

Ancak 2. sezon onayının alınmış olması bu durumu biraz hafifletiyor.

Hayatta kalma odaklı başlayan dizi, son bölümlere doğru daha fantastik ve “uzaylı böcekler” içeren bir yöne evriliyor; bu geçiş bazı izleyiciler tarafından “klişe” bulundu.

The Eternaut, Hollywood usulü patlamalı çatlamalı uzaylı filmlerinden sıkılanlar için vakur, karanlık ve felsefi bir alternatif.

Ricardo Darín’in karizması ve dizinin yarattığı buz gibi atmosfer, tempo sorunlarını büyük ölçüde kapatıyor.

Bilim kurguyu “insan psikolojisi” ve “toplumsal direniş” üzerinden izlemeyi seviyorsanız kaçırmamanız gereken bir yapım.

İlgili Sitenin Haberleri