Haber Detayı

Alice ve Azerbaycan, ‘Stratejik ortaklıklar’ diyarında -I-
Halil özsaraç aydinlik.com.tr
23/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Alice ve Azerbaycan, ‘Stratejik ortaklıklar’ diyarında -I-

Alice ve Azerbaycan, ‘Stratejik ortaklıklar’ diyarında -I-

Küresel deniz ticaret yollarına erişimi, başka ülke toprakları üzerinden sağlanabildiği için “kıtaya kilitli” sayabileceğimiz kardeş Azerbaycan; Rusya ve İran gibi iki güçlü komşunun arasına sıkışmış; zayıf komşusu Ermenistan’ın toprak iddiaları üzerinden millî gücü yıpratılmaya çalışılmış bir devlettir.

Jeopolitik zayıflığın neden olduğu savunma ve güvenlik hassasiyetlerini aşmak için birbirleri ile rekabet hâlinde olan küresel/kıtasal/bölgesel güç merkezlerinin desteğine ihtiyaç duyan Azerbaycan, bunu sağlamak için de “enerji kaynakları”nın avantajlarını etkin olarak kullanmaya ve Güney Kafkasya’ya yönelen kara ulaşım arterlerinin kesiştiği bir merkez konumunu kazanmaya çalışmaktadır.

JEOPOLİTİK YOKSUNLUK Nitekim, 2006’da ilk tanker dolumunu yapan Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı ve Aralık 2020’de Batı’ya gaz taşımaya başlayan Güney Kafkasya Doğal Gaz Boru Hattı gibi büyük altyapı projeleri, jeopolitik yoksunluk içindeki Azerbaycan’a nefes sağlayan enerji-politik denklemin parçalarındandır.

Azerbaycan’ın, aynı denkleme yerleştirmeye çalıştığı “Zengezur Koridoru”nu kullanarak ABD’yi -güle oynaya- Güney Kafkasya’ya yerleştirmenin peşine düşmesi, epeyce dikkat çekmiştir.

Kardeşimiz Azerbaycan’ın içine düştüğü ABD aşkının nedenini soracak olursanız; öncelikle “güvenliğini zorlaştıracak kadar zayıf durumdaki jeopolitiği”ne işaret ederim.

Azerbaycan, doğuştan zayıf jeopolitiğini, Çin’den ABD’ye, Türkiye’den İsrail’e, Avrupa’dan Orta Asya’ya enerji-politik denklemler ile aşmaya çalışmaktadır.

Özetlersek, “zayıf jeopolitik + güçlü enerji-politik”, kardeş Azerbaycan’a dış politikada süreklilikle “güçlü müttefik” aratmaktadır.

Elbette Azerbaycan için “güçlü müttefik” zorunluluktur, ama hangisinin “hayırlı”, hangisinin “hayırsız” olacağını da iyi değerlendirmek gerekir.

Bu noktada “hepsini seçmek” yerine “seçici olmak” da yaşamsaldır.

ZENGEZUR’UN TEMELLERİ YILLAR ÖNCE ATILDI Son yıllarda “küresel etki alanını daraltacağı” yönünde stratejik aldatma yapan ABD, konu “Zengezur” olunca “Trump usulü Monroe Doktrini”ni aklına bile getirmedi.

Çünkü ABD, “Zengezur Koridoru’nu kontrol etme” hedefine uygun ilk temellerini onlarca yıl önce atmıştı zaten.

Zengezur’da ABD kontrolünün hazırlayıcısı olarak meşhur “ABD yaptırımları”, tam 34 yıl önce Azerbaycan’ın aleyhine devreye sokulmuştu.

Somut şekilde ifade etmek gerekirse, 24 Ekim 1992 tarihli ve 102-511 numaralı ABD Yasası’nın 907’inci maddesine göre; “ABD Başkanı, Azerbaycan’ın Ermenistan ve Dağlık Karabağ’a karşı tüm ablukaları ve diğer saldırgan güç kullanımlarını durdurmak için somut adımları belirlediğini ABD Kongresi’ne bildirene kadar, Azerbaycan’a ABD yardımı yapılması yasak” idi.

LOBİ DEĞİL HEDEFİN İLK AŞAMASI Dağlık Karabağ’daki haksız hukuksuz Ermenistan işgaline verilen bu ABD desteğine, “Ermeni Lobisi”nin neden olduğu sanılır hep.

Hâlbuki, olay, lobi filan değil; ABD’nin Asya’nın deniz ulaştırma yollarından sonra kara ulaştırma yollarını ele geçirme; başarılamıyorsa kilitleme hedefinin ilk aşamasıydı.

Bununla beraber ABD, Azerbaycan-İran ilişkilerini bozmaya hizmet eden koşullar için yaptırımlarını gevşetmeyi de ihmal etmedi.

Örneğin, “ABD Ortaklarının Yeteneklerini Güçlendirme Programı” üzerinden Azerbaycan’ın İran sınırına modern bir güvenlik altyapısı inşası, kontrol ve takip sistemleri kurulması için 2018 ve 2019 yıllarında Azerbaycan’a 100 milyon ABD doları civarında bir askerî yardım yapıldı.

Hatta, Azerbaycan’a yatırım yapmak isteyen ABD şirketlerine de engel olmadı.

Hazar petrollerine ilgisi zaten yüksek olan ABD’nin, günümüz Azerbaycan’ında madencilik, petrokimya, inşaat, ulaşım, ticaret, lojistik, telekomünikasyon, tarım, sanayi, turizm, dijital ekonomi ve hizmet sektörlerinde, yaklaşık 260 şirketi faaliyettedir.

İRAN İLE SORUNLAR ABD’nin Azerbaycan’a yönelik yaptırımlarını İran’ın aleyhine gevşettiğinden bahsetmiştik az önce.

Ermenistan’la sorunlarına yönelik sırtını Türkiye’ye dayayan kardeşimiz Azerbaycan’ın kardeşimiz İran’la da sorunları, az buz değildir.

Öncelikle, 765 km’lik Azerbaycan-İran sınırı üzerine hâlâ anlaşmazlıklar mevcuttur.

Hazar Denizi’nin statüsü ve yetki alanları ile petrol ve gaz rezervlerinin paylaşımı konusunda da, kardeşlerimiz Azerbaycan ve İran, birbirleri ile uzlaşamamaktadırlar.

Azerbaycan ile İran arasında tarihsel ve kültürel bakımdan mevcut olan ortak miras sayesinde, bu sorunların bir şekilde çözüleceğini düşünebilirsiniz.

Fakat, tarih ve kültür mirasındaki ortaklaşma, “kardeşliğe dayalı işbirliğini” destekleyecek bir avantaj olmak bir yana, iki ülkenin de birbirine karşı “yayılmacı tehdit potansiyeli”ni canlı tutmalarına yol açmıştır. “Yayılmacı tehdit potansiyelini” açıklamak gerekirse; - Azerbaycan’ın “kadim bir İran toprağı” olarak İran İslam yönetimi altına girmesi gerektiği şeklindeki İran hayali kadar, - “İran (Güney) Azerbaycanı” başta olmak üzere İran Türklerinin yaşadıkları topraklar ile birleşme şeklindeki Azerbaycan hayali, gerçekten de tarafların -zamanını ve fırsatını kollayan ölçütteki- yayılmacılık hayalleridir.

STRATEJİK ORTAK BOLLUĞU Millî gücü, kardeşimiz İran’a kafa tutmaya yetmeyecek bir devlet olan kardeşimiz Azerbaycan, mali gerekçeleri öne sürerek 2022’ye kadar İsrail’e büyükelçilik açmamış olmasına rağmen, 1997’den itibaren Azerbaycan ile İsrail, resmen açıklanmamış olsa da İran’a karşı ayan beyan “stratejik ortak” hâline geldiler.

Yani, İran ile tek başına başa çıkamayacaklarından Azerbaycan ve İsrail, İran’ı bölgesel olarak sınırlama yönünde 29 yıldır birlikte hareket etmektedirler.

Dahası, Azerbaycan, İsrail’e, başta gelişmiş silah sistemleri ile askerî teknolojiler olmak üzere ihtiyaç duyulan endüstriyel yüksek teknolojileri satın alabileceği ülke; buna karşılık, İsrail ise Azerbaycan’a sorunsuz olarak enerji ithalatı yapabileceği ülke gözüyle bakmaktadırlar.

Açıkçası, emperyalist ABD’nin başvekili İsrail, Azerbaycan’a yapılan göstermelik “ABD yaptırımı”nı bypass etme rolündedir.

Azerbaycan-İsrail arasındaki “stratejik ortaklık”ta, Azerbaycan nüfusu arasında asırlardır anti-semitik uygulamayla karşılaşmadan yaşamış olan Yahudi topluluğunun rolü, fevkâlâde üst düzeydedir.

Bu durum, Müslüman Azerbaycan’ın İsrail ile stratejik ortaklık seviyesindeki yakınlığını, diğer Müslüman devletlere izah etmesini kolaylaştırırken; İsrail de bunu “Müslümanlarla Yahudilerin bir arada barış içinde yaşayabileceği” mesajını vererek imajını düzeltmekte kullanmaktadır.

HAYIR MI ŞER Mİ?

İran’ı baskı altında tutan İsrail’den sonra emperyalist ABD ile de “stratejik ortak” olabilmek Azerbaycan’ın hayallerini süslüyordu zaten… Nihayet 8 Ağustos 2025’te Azerbaycan’a uyguladığı yaptırımları kaldırdığını ilan eden ABD, aynı tarihte “stratejik ortaklık” için bir ön anlaşma da yaptı. 10 Şubat 2026’da ise Azerbaycan-ABD “stratejik ortaklığı” resmen başladı… Azerbaycan, yaptırımların kaldırılması ve uyduruktan “stratejik ortaklık” karşılığında ise ABD’ye -inanılır gibi değil ama- Zengezur Koridoru’nu kontrolünün verilmesine razı oldu… Azerbaycan, belki de Türkiye; ABD’nin kontrol etmek üzere yerleşeceği Zengezur Koridoru’nun vızır vızır işleyecek bir ticaret yolu olacağını zannediyor… Hâlbuki, emperyalist ABD’nin Zengezur’daki varlık amacı, Türk devletlerine Batı ile bağlantı yolunu işlek hâlde tutmak değil; bu yolu tıkamak içindir… Kardeşimiz Azerbaycan’ın emperyalizmle mücadele gerekliliğini unutup kardeşimiz İran ile didişmesi, Türkiye’nin de bu didişmeye seyirci kalması; Çin ve 10 Avrupa ülkesi ile de “stratejik ortak” olan Azerbaycan’a ABD adında nur topu gibi yeni bir “stratejik ortak” daha getirdi.

Bu kadar çok stratejik ortaklığın, hele hele ABD’nin stratejik ortaklığının yer aldığı denklem, Azerbaycan’a “hayır” mıdır “şer” midir?

Bunu da haftaya yine bu köşede okuyor olacaksınız…

İlgili Sitenin Haberleri