Haber Detayı

Sağlık çalışanları intiharları
Sağlık aydinlik.com.tr
23/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Sağlık çalışanları intiharları

Tıp mesleği dışarıdan saygın, güvenli ve yüksek statülü bir alan gibi görünse de içeriden bakıldığında yoğun sorumluluk, sürekli performans baskısı ve duygusal yıpranma barındırır. Bir hekim yalnızca hastalıkla değil, ölümle, acıyla, yakınların öfkesiyle ve sistemin eksiklikleriyle de mücadele eder.

Hekimlik, insanın insanlara kendini adadığı zaman yaşamın bir başka güzellikte olduğunu hissetmesiyle başlar.

Yalnız anatomik fizyolojik bilgilerle değil aynı zamanda insan ruhunun bizim empati dediğimiz, başkasının sorunlarını kendi üzerinde yüklenme ve bu sorunları aşabilme yeteneğiyle kendini gösterir.

İnsanın hayatın her aşamasında hekimle yüz yüze gelmesi kaçınılmazdır.

Bu nedenle hekimliğin tüm mesleki donanımına ek olarak felsefe ile ilgilenmesi, felsefi bağlamdan sevgi ve sorumluluk çıkarması kaçınılmazdır.

Bu sorumluluk dolu alanın kendince olanak ve yetenekleri, kamunun ve kişinin hekime bakışıyla dalgalı bir hal alır.

Hekim de insandır, üzülür, kırılır, eğlenir.

Kendi ruh dünyasında kendi gerçekliğinde yaşar.

Hayatın kısa, sanatın uzun deneyiminin, çelişkili karar vermenin müşküllerle dolu olduğu ortamda hekim de kendince sorumluluğunu aldığı hastaların sorumluluğunu taşır, buna layık olmaya çalışır.

İnsanı kendine dert edinen insanın dertleri de büyür, sorumlulukları da büyür.

Bütün bunlar, yaşam disiplini içinde bütün hekimleri zorlar.

Ama bazı hekimlerde bu bütünlük hasar alır, kırılır, başkasına can vermek için donatılmış hekim kendi içinde kendine yenilir.

Hayat hekimden, hekim hayattan uzaklaşır.

Bu yazı, hayatın içinde coşkuyla yaşamamız gerekirken kendi kararıyla başka bir yolculuğa çıkan sağlık çalışanlarına adanmıştır.

Ne isimlerinden bahsederiz ne adlarını anarız, mahzun bakışlarla olayı anlamaya çalışırız.

Cefasıyla, huzuruyla, dostluklarıyla yaşamın hem ödül hem sorumluluk olduğunu anımsayalım.

Sağlık çalışanlarının neden hayattan vazgeçtiklerini kısaca toparlayalım istedim.

Bizim için şairane yaşamak, yaşamak ne güzel şeydir, deyip kamunun ve kamucu sağlığın ve felsefi gelişmişliğin önemini vurguladıktan sonra yazımıza geçelim.

GİDEREK AĞIRLAŞIYOR İntihar, kişinin kendi ölümüne kasten neden olma eylemidir.

Hekim intiharları, modern sağlık sistemlerinin görünmeyen ama giderek ağırlaşan sorunlarından biri.

Tıp mesleği dışarıdan saygın, güvenli ve yüksek statülü bir alan gibi görünse de içeriden bakıldığında yoğun sorumluluk, sürekli performans baskısı ve duygusal yıpranma barındırır.

Bir hekim yalnızca hastalıkla değil, ölümle, acıyla, yakınların öfkesiyle ve çoğu zaman sistemin eksiklikleriyle de mücadele eder.

Bu sürekli gerilim hali zamanla ruhsal tükenmeye dönüşebilir.

Tıp eğitimi sürecinden itibaren başlayan rekabet ve başarı baskısı, meslek hayatında yerini uzun nöbetlere, ağır iş yüküne ve hukuki sorumluluk korkusuna bırakır.

Hekimler çoğu zaman dinlenme hakkını tam olarak kullanamaz; uykusuzluk, karar verme süreçlerini ve ruhsal dayanıklılığı olumsuz etkiler.

Özellikle acil servis, yoğun bakım ve cerrahi gibi alanlarda çalışan hekimler, sık sık travmatik olaylara maruz kalır.

Bu durum ikincil travmatik stres ve depresyon riskini artırır.

MALPRAKTİS DAVALARI VE MEDYATİK LİNÇ KÜLTÜRÜ Bir diğer önemli unsur, mesleki hata yapma korkusudur.

Tıbbi uygulamalarda en küçük bir hata bile ağır hukuki ve toplumsal sonuçlar doğurabilir.

Malpraktis davaları ve medyatik linç kültürü, hekimler üzerinde ciddi bir baskı oluşturur.

Buna ek olarak, sağlıkta şiddetin artması hekimlerin kendilerini güvende hissetmemelerine yol açmaktadır.

Hasta veya hasta yakınlarından gelen fiziksel ya da sözlü saldırılar, mesleki motivasyonu ve psikolojik sağlamlığı zedeleyebilir.

TÜM TOPLUMUN SORUNU Toplumsal beklentiler de ayrı bir yük oluşturur.

Hekimler çoğu zaman ‘güçlü’, ‘dayanıklı’ ve ‘her koşulda çözüm üreten’ kişiler olarak algılanır.

Bu algı, onların ruhsal sorun yaşadıklarını ifade etmelerini zorlaştırır.

Yardım aramak, bazı hekimler için mesleki zayıflık göstergesi gibi hissedilebilir.

Oysa araştırmalar, hekimlerde depresyon ve tükenmişlik oranlarının genel nüfusa göre daha yüksek olabildiğini göstermektedir.

Ayrıca hekimlerin ölümcül ilaçlara erişiminin kolay olması, intihar girişimlerinin daha ölümcül sonuçlanmasına neden olabilir.

Pandemi süreci bu yükü daha da ağırlaştırdı.

Hekim intiharlarını yalnızca bireysel psikolojik sorunlarla açıklamak yetersiz kalıyor: çoğu zaman yapısal ve sistemsel sorunların bir sonucudur.

Çözüm için çalışma saatlerinin düzenlenmesi, şiddete karşı etkin önlemler alınması, kurumsal psikolojik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve yardım aramanın damgalanmadığı bir meslek kültürünün oluşturulması gerekir.

Hekimlerin iyilik hali, doğrudan toplum sağlığıyla bağlantılıdır; dolayısıyla bu mesele sadece meslek grubunun değil, tüm toplumun sorunudur.

YARDIM ARAYIŞINI ZORLAŞTIRAN ETKENLER Tıp öğrencileri ve asistan doktorlar da önemli bir risk grubunu oluşturmaktadır.

Bu grupta intihar, başlıca ölüm nedenlerinden biri olarak tanımlanmıştır.

Yoğun çalışma temposu, mesleki baskı ve psikolojik stres bu riskin artmasında etkili faktörler arasında yer almaktadır.

Bunun yanında, geçmişte intihar düşünceleri yaşayan veya psikolojik destek arayan doktorların mesleki yaptırımlarla, örneğin lisanslarının tehlikeye girmesi veya kariyerlerinin zarar görmesi riskiyle karşılaşabilmeleri, yardım arama davranışını zorlaştıran önemli bir engel olmuştur.

Bu nedenle son yıllarda sağlık kuruluşları ve meslek örgütleri, doktorların ruh sağlığı desteğine daha güvenli ve kolay erişebilmesini sağlamak amacıyla çeşitli destek programları ve politika değişiklikleri geliştirmeye başladılar.

Doktor intiharı bireysel değil, mesleki, psikolojik ve kurumsal faktörlerin birlikte etkili olduğu karmaşık bir sorundur.

Her ölümün meslek içi sonuçları vardır ve bulaşıcı bir etki yaratma riski taşır.

Gelecekte, doktorlar arasındaki moral düşüşünü durdurmalıyız.

Bu, mutsuzluğa yol açan birçok sistemik sorunu ele almak anlamına gelir: İsim verme, suçlama ve utandırma kültürüne karşı mücadele etmek; doktorların makul bir iş-yaşam dengesi kurmalarına olanak sağlamak ve hastalarına her şeyini veren personelin temel ihtiyaçlarına dikkat etmek.

Her şey sonuçta insanca hakça bir düzene gelip dayanıyor bu da ancak dayanışmayla, kamucu anlayışla olasıdır.

Hakkında şikâyet varsa risk katbekat artıyor Türkiye’de hekim intiharları ile ilgili resmi ve kapsamlı veriler bulunmamakla birlikte, akademik çalışmalar ve medya analizleri üzerinden yapılmış araştırmalar bazı sonuçlar ortaya koyuyor.

Bir çalışmaya göre 2011-2021 yılları arasında Türkiye’de tıp fakültesi öğrencileri ile doktorlar arasında en az 61 intihar vakası raporlanmıştır.

Başka bir internet tabanlı çalışmada ise 2006-2021 arasında toplam 138 sağlık çalışanının intihar ettiği ve bunların yaklaşık yüzde 48’inin doktor olduğu belirlenmiştir.

Bir anket çalışması ise Türkiye’de hekimler arasında psikolojik sıkıntı ve intihar davranışının yaygın olduğunu, yaklaşık her beş hekimden birinin geçen bir ay içinde bir intihar davranışı bildirdiğini ve yaklaşık yüzde 8,6’sının yaşamı boyunca intihar girişiminde bulunduğunu göstermiştir.

Özellikle kadın hekimlerin karşılaştıkları ek baskıları ele almak acil bir ihtiyaçtır: iş yerinde zorbalık, ayrımcılık, iş dışı baskılar.

Disiplin soruşturması geçiren doktorlar risk grubundadır.

Yakın zamanda herhangi bir şikâyet alan doktorların, hiç şikâyet almamış olanlara göre orta ila şiddetli depresyona yakalanma olasılığının yüzde 77 daha yüksek olduğu bulunmuştur.

İlgili Sitenin Haberleri