Haber Detayı

Dünya Eşitsizlik Raporu 2026
Melih baş aydinlik.com.tr
23/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Dünya Eşitsizlik Raporu 2026

Dünya Eşitsizlik Raporu 2026

Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı ‘Küresel Riskler Raporu 2026’ da eşitsizlik önümüzdeki on yıl içinde en bağlantılı küresel risk olarak tanımlanmıştı.

Şimdi de önümüzde ‘Dünya Eşitsizlik Raporu 2026’ var.

Raporu çeşitli kamusal ve kâr amaçlı olmayan örgütlerce finanse edilen bir kuruluş olan ‘Dünya Eşitsizlik Laboratuvarı (WIL) ’ adlı bir kuruluş yayınlıyor.

EŞİTSİZLİK KAVRAMI Eşitsizlik kavramına dar anlamda örneğin sadece ekonomik bağlamda bakılabildiği gibi çok boyutlu (ekonomik, çevresel, sosyal vb.) olarak da bakılabilir.

Ekonomik eşitsizlik ise bir şemsiye terim olup, genelde üç alt bileşenle ölçülmektedir: a) Gelir eşitsizliği veya gelir dağılımı (insanlara ödenen toplam paranın onlar arasında nasıl dağıtıldığı), b) servet eşitsizliği veya servet dağılımı (insanların sahip olduğu toplam servetin sahipleri arasında nasıl dağıtıldığı) ve c) tüketim eşitsizliği (insanların harcadığı toplam paranın harcama yapanlar arasında nasıl dağıtıldığı).

Bunların her biri iki veya daha çok ulus arasında, tek bir ulusun kendi içinde veya alt nüfus kesimleri örnekse sınıflar arasında ve içinde ölçülebilir.

Gelir eşitsizliği ölçümleri için ‘Gini katsayısı’ yaygın olarak kullanılan bir katsayıdır.

Diğer bir ölçüm türü ise eşitsizliği hesaba katan istatistiksel bir bileşik endeks olan ‘Eşitsizliğe Uyarlanmış İnsani Gelişme Endeksi’dir.

Aslında ekonomik eşitsizliği toplumsal eşitsizlik ve çevresel (ekolojik desek daha doğru) eşitsizlik ile birlikte bütünleşik ele almak daha doğru olacaktır.

Böyle bakıldığında eşitsizliği sonuç eşitsizliği ve fırsat eşitsizliği olarak ele almak daha olanaklı hale gelecektir.

Belki tam da bu noktada George Orwell’in ‘Hayvan Çiftliği’ adlı yapıtında vurguladığı üzere ‘tüm hayvanlar eşittir ama domuzlar biraz daha eşittir.’ Eşdeyişle kapitalist emperyalistlerin o yüzde 1’i daha eşit oldukları için ezilen uluslar ve de halklar eşitsizliğe batıyorlar!

G20 Küresel Eşitsizlik Bağımsız Uzmanlar Olağanüstü Komitesi üyesi Jayati Ghosh şunları söylemiş raporda: ‘Düşük gelirli ülkelerde emek ve doğadan elde edilen kaynakların, yüksek gelirli ekonomilerdeki insanların ve ülkeler genelindeki varsıl seçkinlerin gönencini ve sürdürülemez yaşam tarzını desteklemeye devam ettiği bir sistemde yaşıyoruz.

Bu kalıplar piyasaların rastsal sonuçları değildir.

Tarihin kaltını ve kurumların, düzenlemelerin ve siyasaların işleyişini yansıtırlar; bunların hepsi henüz yeniden dengelenmemiş eşitsiz güç ilişkileriyle ilgilidir.’ DÜNYA EŞİTSİZLİK RAPORU 2026’YA GENEL BAKIŞ Rapor’un ana yazarı Paris Ekonomi Okulu’ndan Ricardo Gomez-Carrera olup, raporun eşgüdümleyicileri arasında bu konudaki çalışmalarıyla ünlü Thomas Piketty de var.

Rapora bakılırsa en üstteki yüzde 10’luk gelir öbeği, kalan yüzde 90’ın toplamından daha fazla kazanıyormuş iyi mi!

Daha ötesi, yoksul yüzde 50, toplam küresel gelirin yüzde 10’undan daha azını alıyormuş.

Yine rapora göre, dünyanın en varsıl yüzde 10’u servetin yüzde 75’ine iye oluyorken, görece yoksul yüzde 50’lik kısım yalnızca yüzde 2’yle idare ediyormuş!

Ya yaklaşık 60 bin kişiden yani dünya nüfusunun sadece yüzde 0,001’inden oluşan küçük bir mutlu azınlık, insanlığın en yoksul yarısının toplam servetinin üç katını elinde tutmasına ne demeli?

EKONOMİK İSTİKRARDAN YOKSUNLUK Rapora göre Dünya, ufacık bir azınlığın eşi görülmemiş finansal güce iye olduğu, milyarlarca insanın ise temel ekonomik istikrardan bile dışlandığı bir dünya!

Bir de bu bozukluk hız kazanıyormuş: En varsıl eşdeyişle en tepedeki %0,001’lik kesim tarafından kontrol edilen servet payının 1995’te yaklaşık yüzde 4’ten, 2025 itibarıyla yüzde 6’nın üzerine çıkmış; milyon dolarlık servete sahip kişilerin servetlerinin ise 1990’lardan bu yana yıllık yaklaşık %8 arttığını ve bu oranın alttaki %50’nin iki katına yakın olduğunu belirtiyor.

Raporda küresel finans sisteminin de eşitsizliği körüklediği, dizgenin varsıl ülkeler lehine tasarlandığı, gelişmiş ekonomilerin düşük maliyetle borçlanıp yurt dışında daha yüksek getiri sağlayan yatırımlar yapabildiği ve böylece ‘finansal rant sahipleri’nin ortaya çıktığı belirtilmiş.

SORUN SADECE DENKSERLİK Mİ?

Raporda eşitsizliği azaltmanın sadece denkserlikle (adaletle) ilgili olmayıp, aynı zamanda ekonomilerin dayanıklılığı, demokrasilerin kararlılığı ve gezegenimizin sürdürülebilirliği için de gerekli olduğunun altı çizilmiş.

ULUSLARARASI BİR PANEL GEREKLİ Mİ?

Raporda, BM’nin iklim değişikliği için oluşturduğu IPCC’ye benzer bir şekilde, ‘dünya çapında eşitsizliği izleyecek ve nesnel, kanıta dayalı öneriler sunacak’  uluslararası bir panel kurulması çağrısı yaptı.

ULUSLARARASI VE CİNSİYETLERARASI FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ NE DURUMDA?

Raporda varsıl ülke yükümlülüklerine ilişkin düşük faizli ödemeler ve yüksek getirilerle bağlantılı net gelir transferleri nedeniyle, her yıl küresel GSYİH’nin yaklaşık yüzde 1’inin yoksul ülkelerden zengin ülkelere aktığını da belirtiyor.

Üstelik bu miktar, küresel kalkınma yardımının yaklaşık üç katına denk geliyormuş.

Rapor’da ekonomik eşitsizliğin ötesinde fırsat eşitsizliğinin sonuç eşitsizliğini artırdığı vurgulanıyor.

Örnekse, Avrupa ve Kuzey Amerika’daki çocuk başına eğitim harcaması, Sahra Altı Afrika’dakinin 40 katından fazlaymış.

Ya çözüm?

Elbette var.

Örneğin, az sayıdaki milyarderlerden alınacak yüzde 3’lük küresel servet vergisinin, düşük ve orta gelirli ülkelerin eğitim bütçelerine yılda 750 milyar dolar katkı sağlayabileceği hesaplanmış.

Yine raporda, ‘cinsiyetler arası ücret farkının tüm bölgelerde sürdüğü’ saptanmış.

Ücretsiz çalışma da hesaba eklenirse, kadınların erkeklerin kazancının yalnızca yüzde 32’sini elde ettiği hesaplanmış.

Bir de sermaye sahipliğinin karbon emisyonlarındaki eşitsizlikte kritik rol oynadığı da vurgulanmış.

Varsıl bireylerin, iklim krizini tüketim ve hayat tarzlarından çok, yatırımlarıyla körüklediğinin altı çizilmiş.

SONUÇ Raporda, ne yazık ki, eşitsizliğin azaltılmasının ‘parçalanmış seçmenler, çalışanların yetersiz temsili ve servetin orantısız etkisi’ nedeniyle zorlaşan siyasal bir yeğleyim olduğu belirtiliyor, sonlandırılıyor.

Baş editör Gomez-Carrera ve diğer editörlerden merkez solda yer aldığı bilinen T.

Piketty böyle düşünüyorlar.

Aksine militan iyimserlik gerek!

İyimserliğin filozofu Ernst Bloch’a göre militan iyimserlik kavramı ile değiştirme arzusuyla yüklü bir epistemoloji önerilir.

Bu yaklaşımda ‘geleceğin insanın ayağına kısmet olarak gelmeyeceği’ iyi bilinir!

Kısacası bu dönüşüm olanaklı!

Hatta tarihin akışı bizi toplumculuğa götürüyor.

Hem de Çinliler’in dediği gibi ekolojik bir uygarlığa!

İlgili Sitenin Haberleri