Haber Detayı

‘Türkiye’ye Avrupa ordusu tuzağı’
Gündem aydinlik.com.tr
23/02/2026 00:00 (1 saat önce)

‘Türkiye’ye Avrupa ordusu tuzağı’

Avrupa’nın kendi güvenliğini inşa edebilmesini gerçekçi bulmayan Doç. Dr. Tansi, ‘Avrupa’nın güvenliği NATO şemsiyesinde, NATO’nun patronu da ABD’dir’ dedi. Avrupa güvenlik mimarisi tartışmalarında Ankara’nın ‘tuzağa düşmemesi’ gerektiğini vurguladı.

ABD ile Avrupa arasındaki gerilim eski kıtadaki “Avrupa kendi güvenliğini inşa etmeli” tartışmalarını alevlendiriyor.

Avrupalı liderlerden art arda “Bağımsız Avrupa” açıklamaları geliyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, savunma konusunda ABD’ye bağımlı kalınmaması gerektiğini de söyledi.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, “Avrupa güvenlik ve dış politikada daha bağımsız bir çizgiye yönelmeli” çağrısı yaptı.

Avrupa, ABD’den bağımsız bir politika arayışında.

Avrupa’nın bu liderlerle bunu yapabilmesi mümkün mü?

Türkiye denklemin neresinde?

Merak edilenleri Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi, siyaset bilimci Doç.

Dr.

Deniz Tansi Aydınlık Avrupa’ya yanıtladı.

Avrupa güvenliği konusunda Türkiye’nin tuzağa düşmemesi gerektiğini ifade eden Tansi, “Bir arayış var.

Bu arayış zeminine bakıldığında Avrupa bunu hep entelektüel bir arayış olarak ortaya koymuştur.

Ama Avrupa’nın savunma ve güvenlik zemini hep NATO şemsiyesinde, NATO çerçevesinde ortaya konmuştur.

NATO’nun patronu da Amerika Birleşik Devletleri’dir.

Ama bugün bakıldığında Avrupa’nın ayrı bir savunma çatısının olması bir entelektüel tartışmanın ötesine geçecek gibi gözükmüyor.” ifadelerini kullandı.

Deniz Tansi şu değerlendirmeleri yaptı: ‘AYRI BİR AVRUPA ORDUSU MÜMKÜN MÜ?’ “Şimdi aslında geçmiş defterleri biraz karıştırmak lazım.

Macron bunu taşıyabilecek bir adam değil. ‘Ayrı bir Avrupa savunma zemini, ayrı bir Avrupa ordusu olabilir mi’ düşüncede hep vardı.

De Gaulle’den bahsediyorum.

Bu Macron’la başlamadı.

Hatta Fransa’nın zamanında NATO’nun askerî kanadından ayrılması, yıllar sonra geri dönmesi hep bununla bağlantılı gibi düşünülebilir.

Ben konuyu iki boyutta ele alıyorum.

Mesela Biden döneminde hatırlarsanız; Ukrayna politikasında Fransa, Almanya başta olmak üzere ABD’ye ciddi anlamda destek verilmişti.

Hatta Ukrayna’nın silahlandırılması konusunda da hep beraber hareket ettiler.

Burada konjonktürde bir değişim var.

Trump benim gördüğüm kadarıyla mevcut durumun uluslararası zeminde resmiyet kazanmasını istiyor.

Yani kastım Donetsk, Luhansk ve Kırım’daki mevcut durum; yani buraların Rusya’nın egemenliğinde olmasının kabul edilmesi isteniyor.

Artık bunu de jure olarak mı, de facto olarak mı, bir itilaf alanı olarak mı kabul edileceği tartışmalıdır tabii.” ‘AVRUPA ORDUSUNUN KURULMASININ İKİ KOŞULU’ “Dolayısıyla Avrupa’nın artan bir güvenlik arayışı var aslında.

Macron bunu dillendirenlerden birisi.

Avrupa bunu hep entelektüel bir arayış olarak ortaya koymuştur.

Ama Avrupa’nın savunma ve güvenlik zemini hep NATO şemsiyesinde, NATO çerçevesinde ortaya konmuştur.

NATO’nun patronu da Amerika Birleşik Devletleri’dir.

Ama bugün bakıldığında ‘Avrupa’nın ayrı bir savunma çatısının olması’ bir entelektüel tartışmanın ötesine geçecek gibi gözükmüyor.

Çünkü Avrupa ordusunun kurulmasının bence iki koşulu var: Bir, para.

İki Türkiye.

Ben Avrupa Birliği’ni biliyorsunuz eleştiririm ama gerçekten ayrı bir stratejik blok olmak istiyorsa askerî bir güce sahip olması lazım.

Ben öyle bir niyetlerinin olduğunu da düşünmüyorum.

Eğer öyle bir niyet olsaydı Türkiye’ye yaklaşımları çok daha farklı olurdu.

Dolayısıyla Münih Güvenlik Konferansı gibi platformlarda çok tartışıldı bu konular.

Marco Rubio’nun konuşması geçen sene J.

D.

Vance’in konuşması gibi değildi ama yine de benzer sorunlar, sadece üslup farkıyla dile getirildi.

Ben yapısal anlamda bir farklılık olduğunu düşünmüyorum açıkçası.” ‘TÜRKİYE TUZAĞA DÜŞMEMELİ’ “Avrupa’daki bu arayışlar sürecektir.

Ancak Avrupa’da son dönemde güvenlikle ilgili gündeme gelen ‘Yeniden Avrupa Ordusu’ konusunda Türkiye tuzağa düşmemeli.

Türkiye için ciddi bir sıkıntı olur.

Zaman zaman kamuoyunda bu tür tartışmaları görüyorum.

Türkiye’yi bir şekilde Avrupa’nın güvenliğini sağlayacak bir ülke gibi görüyorlar.

Temeldeki zihniyet bu.

Avrupa Birliği süreçlerinde de çok tartışmalı konular vardı.

Mesela 2005 Müzakere Çerçeve Belgesi’ni hatırlayalım.

Üç konuda derogasyon sunmuşlardı: Serbest dolaşım, tarımsal fonlar ve yapısal fonlar.

Siyasal iktidar da bunu gayet iyi karşılamıştı.” ‘TÜRKİYE VE AB ARASINDA ORTAK SAVUNMA ZEMİNİ OLABİLİR Mİ!’ “Ama benim vurgulamak istediğim şu: Türkiye ile Avrupa Birliği arasında ortak bir savunma zemini nasıl olabilir?

Örneğin Gümrük Birliği üçüncü ülkelere karşı ortak gümrük tarifesidir.

Bizim Avrupa ile ortak bir güvenlik zeminimiz nasıl olabilir?

Irak’ta, Suriye’de, İran’da, Kıbrıs’ta, Doğu Akdeniz’de… Hangi noktada ortak bir savunma ve güvenlik zemini söz konusu olabilir?

Avrupa fazla para harcamak istemiyor, fazla asker vermek istemiyor.

Türkiye NATO’nun ikinci büyük ordusu. ‘Avrupa ordusu kurulursa acaba Türk Silahlı Kuvvetleri’nden personel olarak yararlanabilir miyiz?’ düşünceleri var.

Bunu Türkiye’de kamu diplomasisi bağlamında pazarlayanlar var.

Onun için çok dikkatli olmak lazım.

Türkiye açısından asla bir avantaj değildir, ciddi bir tuzaktır.”

İlgili Sitenin Haberleri