Haber Detayı
‘Süper tanıyıcılar’ın sırrı ne?
Bilim insanları, süper tanıyıcıların yüzleri incelerken gözlere odaklanmak yerine yüzün tamamından bilgi topladığını ortaya koydu. Bu strateji, kimliklerin zihinde daha güçlü temsil edilmesini sağlıyor.
Bazı insanlar bir yüzü bir kez gördüklerinde asla unutmuyor.
Peki onları diğerlerinden ayıran ne?
Hepimiz tanıdık bir yüzü kalabalıkta fark etmenin rahatlığını biliriz.
Ancak bazıları için bu sadece kolay değil, neredeyse içgüdüsel bir yetenek.
Bu kişiler o kadar iyiler ki bilim insanları onlara “süper tanıyıcılar” diyor.
Lincoln Üniversitesi’nden psikolog Robin Kramer’in aktardığına göre, süper tanıyıcıların farkı yalnızca hafızalarında değil, bakışlarını nasıl yönlendirdiklerinde.
Avustralya’da yapılan bir çalışmada, 37 süper tanıyıcı ve 68 normal katılımcının yüzleri incelerken nereye baktıkları göz izleme teknolojisiyle kaydedildi.
Süper tanıyıcılar, sıradan insanlara göre yüzün çok daha fazla bölgesine bakıyor ama gözlere daha az odaklanıyor.
Onların bakışları yüz boyunca geziniyor; ağız, yanak, alın, hatta kulaklara kadar.
Bu da daha fazla bilgiyi “örnekleyip” belleğe kazımalarını sağlıyor.
DOĞRU YERE BAKMAK Araştırmada katılımcıların nereye baktığına göre “görsel haritalar” oluşturuldu.
Süper tanıyıcıların yüzü incelerken elde ettikleri bilgi miktarı, hem daha fazla hem de daha nitelikliydi.
Yani mesele sadece detaylara dikkat etmek değil, hangi detayların kimliği ele verdiğini bulmakta ustalar.
Bu da onların zihninde her yüz için çok daha güçlü “içsel temsillerin” oluşmasına yol açıyor.
Yüz tanıma becerisinin güçlü bir genetik temeli olduğu düşünülüyor.
Kısa süreli eğitimlerle sıradan insanların süper tanıyıcı seviyesine ulaşması bugüne kadar mümkün olmadı.
Ancak umutsuzluğa gerek yok.
Adli yüz inceleme uzmanları, uzun yıllara dayalı eğitim ve mentorlukla benzer bir ustalık düzeyine ulaşabiliyor.
Bu da yüz tanımada iki uzman tipi olabileceğini gösteriyor: Doğuştan gelenler (süper tanıyıcılar) ve çalışarak gelişenler (yüz karşılaştırma uzmanları).
Süper tanıyıcıların varlığı yaklaşık 20 yıldır biliniyor ama bu gizemli becerinin altında yatan nörobilimsel mekanizmalar hâlâ çözülmeye çalışılıyor.
Son araştırmalar, bir yüzü öğrenme sürecinde bakışın yönü, dikkatin dağılımı ve alınan görsel bilginin kalitesinin tanıma başarısında belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.