Haber Detayı
Dikey tarım: Kentlerin gıda güvencesi için yeni umut
Dünya nüfusunun hızla kentlere taşındığı bir dönemde, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü kentsel gıda güvencesizliğine karşı dikey tarımı öne çıkarıyor. Uzmanlara göre hidroponik sistemler su kullanımını azaltırken, sosyal dayanışmayı güçlendiren modellerle desteklenmesi gerekiyor.
Dünya nüfusu hızla kentlere taşınıyor.
Bugün 1.7 milyar insan şehirlerde ya da çevresinde yaşıyor ve gıda güvencesizliğiyle karşı karşıya.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) bu tabloya yanıt olarak kent tarımını yeniden tanımlıyor: Dikey tarım, yani bitkilerin toprak yerine kapalı ortamlarda, üst üste yerleştirilmiş katmanlarda yetiştirilmesi artık geleceğin tarım modeli olarak görülüyor.
FAO Kentsel ve Kırsal Tarım Programı Koordinatörü Guido Santini, kentlerdeki açlığın yalnızca iklim kriziyle değil, aynı zamanda sosyoekonomik istikrarsızlık, çatışma ve göç gibi etkenlerle de bağlantılı olduğunu vurguluyor.
Bugün dünyada üretilen gıdanın yaklaşık yüzde 40’ı israf ediliyor, bu da sistemin köklü bir yeniden yapılanmaya ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
FAO Gıda Sistemleri Politikaları Uzmanı João Intini, özellikle Latin Amerika’da hızlı kentleşmenin gıda erişiminde keskin eşitsizlikler yarattığını söylüyor: “Kentlerin dış mahallelerinde yaşayan milyonlarca insan, taze ve sağlıklı gıdaya erişemiyor.
Yüksek fiyatlar, yetersiz altyapı ve gelir adaletsizliği, beslenme krizini derinleştiriyor.” HİDROPONİK DEVRİMİ FAO’nun önerdiği yeniliklerden biri, kentlerdeki okullar, parklar, belediye arazileri gibi alanların üretim merkezine dönüştürülmesi.
Brezilya’daki Maricá ve Şili’deki Peñaflor kentlerinde uygulanan projeler, meydanları ve parkları topluluk bahçelerine çevirdi.
Bu bahçeler sadece taze gıda sağlamıyor, sosyal dayanışmayı da güçlendiriyor.
Aileler kendi sebzelerini üretirken işbirliği ağları ve yerel kooperatifler doğuyor.
Santini’ye göre teknik çözümler kadar yönetişim modelleri de önemli, “Verimliliği artıran teknolojiler, israfı azaltabilir; ama üretici, satıcı ve tüketiciler arasındaki koordinasyonu güçlendiren çok paydaşlı yapılar da aynı derecede gereklidir” diyor.
Dikey tarım, özellikle toprak ve su kıtlığı yaşayan ülkeler için büyük bir potansiyele sahip.
Bitkiler, kontrollü ortamlarda hidroponik sistemlerle (su kültürü) yetiştiriliyor, böylece su kullanımı yüzde 90’a kadar azalıyor.
Peru’nun Lima metropolünde bu sistem uygulanıyor.
Topluluklar, hidroponik yöntemlerle sebze yetiştiriyor; ürünler toplum mutfaklarına ulaştırılıyor.
Bu sayede hem sağlıklı gıdaya erişim artıyor hem de mahalli dayanışma güçleniyor.
Yine de dikey tarımın sınırları var; yüksek enerji tüketimi, sınırlı ürün çeşitliliği ve maliyet sorunları.
Bu nedenle uzmanlar, teknolojik çözümlerin sosyal destekle birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.
Başarılı örnekler ise Bolivya, Brezilya ve Kolombiya’dan geliyor.
Bu ülkelerde belediyeler, kentsel üretimi okul yemek programları ve yerel pazarlarla entegre etmiş durumda.
Devletin desteği, yerel üretimi besin zincirinin bir parçası haline getiriyor